SUHEYB (R.A.)’İN GÜZEL AHLAKI

SUHEYB (R.A.)’İN GÜZEL AHLAKI

Hz. Süheyb (r.a.) güzel huyları ve faziletleri kendisinde toplamış, hazır cevaplı oluşu ve latifeleri ile tanınan kâmil bir zât idi.

Hz. Süheyb-i Rûmî (r.a.), nişan almakta ve ok atmakta çok mahirdi. Başta, Bedir, Uhud ve Hendek olmak üzere bütün gazâlarda bulundu. Çok büyük gayret ve kahramanlık gösterdi. Buyurdu ki: “Her zaman, Resûlullah’ın (s.a.v.) yanında bulundum. Bütün biâtlerde, bütün gazâlarda ve seriyyelerde hep etraflarında idim. Hiç bir zaman Resûlullah(s.a.v.) ile benim aramda bir düşman bulunmamıştır. O’na bir zarar gelmemesi için kendi vücudumu siper ettim. Bu durum, O ahirete irtihal edinceye kadar devam etti.”

Bir defasında, Hz. Ömer (r.a.) Hz. Süheyb (r.a.)’e sordu: “Ey Süheyb Sizde ayıblıyacağım bir şey yoktur. Sizi ayıplamak için söylemiyorum. Ama sizde gördüğüm üç haslet var, bunları sormak istiyorum. 1) Arab olduğunuzu söylüyorsunuz. Fakat konuşmanız, aslen Arab olanların konuşmalarına benzemiyor. 2) Oğlunuzun ismi Hamza olduğu halde, bir Peygamberin ismi ile (EbûYahyâ) künyeleniyorsunuz. 3) Malınızı çokça harcıyorsunuz.” Hz. Süheyb(r.a.) cevabında buyurdu ki: “Ben aslında Arab’ım, lâkin küçükken beni Rumlar esir almışlar. Ben onların elinde yetiştiğim için onların dilini öğrendim. EbûYahyâ künyesini bana Resûlullah (s.a.v.) verdiler. Çok harcamama gelince çok harcıyorum ama, hep Allah (c.c.) yolunda sarf ediyorum” Hz. Ömer (r.a.) bu cevabdan çok memnun oldu. [1]

SÜHEYB-İ RÛMÎ (R.A.)’İN TAKVÂSI

– Süheyb-i Rûmî (r.a.) Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in mübarek sözlerini naklederken çok titiz davranır ve şöyle derdi: “Allah’a yemin ederim ki, ben (Nebi (s.a.v.)’den çok şey işittiğim halde) bilerek hadis nakletmiyorum. Eğer istiyorsanız size Hz. Peygamber (s.a.v.)’in savaşlarını ve beraber bulunduğum sıralarda gördüğüm şeyleri anlatayım. Fakat ‘Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu’ demeye gelince, ben onu yapamam.” (İbn-i Sa’d)[2]

SÜHEYB-İ RÛMÎ (R.A.)’İN CÖMERTLİĞİ

Hz. Süheyb (r.a.), herkese iyilik eder, çok yemek yedirir, misafirpevreliği ve cömertliği ile tanınırdı.

Bir defasında Hz. Ömer (r.a.) kendisine “YâSüheyb sen çok fazla yemek yediriyorsun. Bu isrâf olmuyor mu?” dedi. Süheyb (r.a.) buyurdu ki, “Resûlullah(s.a.v.) Efendimiz  buyurmuşturki “Sizin en iyiniz fakirleri doyuran ve selâmı alıp cevap verendir.” diye cevap verdi. [3]

O, ziyafet vermek için lüks sofralar donatmayı beklemez, yerine göre bir kap yemeği bile konuklarla paylaşmak isterdi.

Suheyb(r.a.), kendisini anlatıyor:

“Bir gün Peygamber (s.a.v.) Efendimiz için bir yemek hazırlayıp kendisini çağırmaya gittim. Allah Resulü sekiz dokuz kişilik bir grupla oturuyordu. Karşısında durup işaret ettim. O (s.a.v.) de:

-Bunlar da gelsinler mi? diye işaret buyurdu.

Ben:-Hayır, dedim. Efendimiz (s.a.v.) sustu. Ben oturduğum yerde kal­dım. Tekrar bana bakınca işaret ettim.

O (s.a.v.)  bana:

-Bunlar da gelsinler mi? diye işaret etti

Ben yine:

-Hayır, dedim.

Üçüncü kez işaret ettiğimde Peygamberimiz (s.a.v.)  de aynı şekilde işaret buyurdu. Ben de:

-Peki, onlar da gelsinler, dedim.

Hazırladığım yemek çok azdı. Yalnız Resulullah(s.a.v.) için yapmıştım. Allah Resulü (s.a.v.) ile yanındakiler de geldiler, yediler. Bir miktar yemek de arttı.”[4]

“SUHEYB’İ İNCİTMEYİNİZ!”

Suheyb b. Sinan (r.a.) Ashab (r.a.e.) arasında sevilen sayılan bir insandı. Fahr-i Kainat (s.a.v.): “Suheyb ne güzel kuldur.” diyerek onu övmüştür. Başka bir hadis-i şeriflerinde “Allah’a ve ahiret gününe inanan, bir annenin çocuğunu içtenlikle sevdiği gibi Suheyb’i sevsin.” (Kenzü’lUmmal) buyurmuştu.Bu nedenle Hz. Peygamber(s.a.v.), onun incitilmesini hoş görmezdi. Bu yüzden “Suheyb’i incitmeyiniz.” (Hakim) buyurmuşlardır

HZ. ÖMER (R.A) DÖNEMİNDE SUHEYB (R.A.)

Hz. Ömer (r.a.), EbûLü’lû kâfiri tarafından yaralanınca, yerine geçecek halife’yi seçmek için şûra ehlini tayin edip, yeni halife seçilinceye kadar Hz. Süheyb (r.a.)’in kendisinin yerine vekîl olması için ve cenâze namazını kıldırmasını vasiyet etti. Hz. Süheyb (r.a.), üç gün müddetle cemaate namazları kıldırdı. [5]

FİTNE ZAMANLARINDA SUHEYB (R.A.)

Ebu Musa’dan rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulmaktadır: “Kıyamet öncesinde, karanlık gecenin parçaları gibi fitneler meydana gelecek. O gün evinizin çulları olun (evlerinizden ayrıl­mayın).” (Rudani c.5 s. 336)Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) dönemlerinde yaşayarak fitnenin zuhur ettiği devreyi idrak eden, kargaşa ortamına şahit olan Suheyb (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu öğütlerine uyarak Medine-i Münevvere’deki evine çekilmiştir. (Zehebi)

SUHEYB (R.A.)’İN İRTİHÂLİ

Hz. Muaviye (r.a.) döneminde İstanbul’un fethi için gönderilen orduda yer aldığı rivayet edilmiştir.

73 yaşında, 38 hicri senesinde (m. 658)’de Medine-i Münevvere’deirtihâl etti. Bâki kabristanına defnolundu.

30 hadis rivayet etmiştir. (Cevaimülsire)Çocukları Habîb, Hamza, Sa’d, Sâlih, Seyfi, Ubbâd, Osman ve Muhammed (r.a.e.)’dir. Bu çocuklarının hepsi, torunu Ziyâd bin Vasfî, Eshâb-ı Kirâm (r.a.e.)’den Câbir (r.a.) ve Tâbiînden bazı zâtlar, Süheyb (r.a.)’den hadîs-i şerîfrivâyet etmişlerdir.

Çorum’da makamı olan Suheyb-i Rûmî (r.a.), Suheybibn-i Nu’mân(r.a.) olsa gerektir.Çünkü onun vefat târihi ve yeri bilinmemektedir.

Hafız bir nazmında: «Basra’dan Hasan (r.a.), Habeş’den Bilâl (r.a.), Şam’dan Suheyb(r.a.)zuhur ederken, Mekke’den Ebû Cehil –la’neuttullahi aleyh-  gibi bir adamın zuhur etmesi ne kadar acâîbdir.» der.[6]



[1] İslam Alimleri Ansiklopedisi 2.c.

[2]Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, 3.c. 517.s.

 

[3] İslam Alimleri Ansiklopedisi 2.c.

[4]M. Yusuf Kandehlevi, Hadislerle Müslümanlık, c. 2 s.234-235

[5] İslam AlimleriAnsiklopedisi 2.c.

[6] Hz. MahmudSâmi Ramazanoğlu (k.s.), Ashab-ı Kiram (r.a.e.), 221.s.