SUHEYB (R.A.) VE ARKADAŞLARI HAKKINDA İNEN AYETLER

SUHEYB (R.A.) VE ARKADAŞLARI HAKKINDA İNEN AYETLER

Bazı Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamber(s.a.v.)’den Habbab (r.a.), Suheyb (r.a.), Bilal- Habeşî (r.a.), Ammar (r.a.) gibi Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’e candan bağlı fakat maddi yönden yoksul durumdaki müslümanları yanlarından kovmalarını istemişlerdi. Peygamberimiz(s.a.v.), Kureyş’in ileri ge­lenlerinin bu sözlerine uyması halinde kendilerinin de gelip görü­şebileceklerini söylemeleri üzerine, tekliflerini reddetmişti. Üstünlük ve şerefin,bedeni ve maddi zînette değil; gönül zenginliğinde, iman ve güzel yaşayışta olduğunu, dolayısıyla bu isteğine değer vermemek gerektiğini an­latmak için şu ayetler inmiştir. (Suyuti, Lübabü’lNükul fi esbab-ı nüzul):

“Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan uzak kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimselere boyun eğme. Ve deki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin. Dileyen inkar etsin. Biz zalimler için öyle bir cehennem hazırladık ki onun duvarları, kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.” (Kehf s. 28-29)

Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resulullah(s.a.v.) hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya baş­ladı, sonra onları mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah’ı zikreder vaziyette bulunca:”Ümmetimden bir gurupla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah’a şükürler olsun. Ölümüm de diriliğim de sizinle beraberdir.” dedi. [1]

SUHEYB (R.A.) VE ARKADAŞLARI’NIN HÂLLERİ

Müşrikler Nebi (s.a.v.)’i her gördüklerinde Allah Resûlü(s.a.v.) birkaç sahabesiyle birlikte sohbet ediyor, yoksul kişilerle oturuyordu. O yoksul diye kötülediklerinin biri Hz. Ammar b. Yâsir(r.a.), diğeri Hz. Bilâl-i Habeşî (r.a.) ve bir diğeri de Hz. Süheyb-i Rûmî(r.a.) idi. Bu ve bunlar gibi sahabilerResûl-i Ekrem (s.a.v.)’ın sevgisiyle dopdolu olmuşlardı. Fahr-i Kâinat (s.a.v.)’ın eşiğinde oturuyorlardı. O (s.a.v.)’in mübarek cemalinin nuru buzâtlara kuvvet olmuştu. Bu topluluğa SuffaAshâbı denilmişti. Devamlı Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber yürürlerdi. Mal, mülk ve her şeyden yüzçevirmişlerdi. Her şeyleri Allah Resûlü(s.a.v.) olmuştu.

Olarınkûturûhuiyş u nûşu
Resûl’ünhûb cemâli olmuşidi
Iyâl ü ehlolara yâr ve dilber
Resûl’ünittisâli olmuşidi
Yüzü gündüz olaraiyd-i nevrûz
Gece bayram hilâli olmuşidi
Görmezdi gece gün yüzünü
Velî mûnis-i hayâli olmuşidi
Bularınfikr ü zikri dün gün
Resûl’ün hâl ü kâli olmuşidi
Temâşâdırhüsn-i hasenolara
Teferrüchadd-i hâli olmuşidi
Oların adıdır Ashâb-ı suffa
Resûl’ün anlara âli olmuşidi

Râvîlerin bildirdiğine göre, Süheyb-i Rûmi (r.a.)’in de içlerinde bulunduğu bu kişiler Allah Resûlü (s.a.v.)’in en itibarlı ashabındandı. Kendi istek ve arzularıyla fakirliği tercih etmişlerdi. Yamalı elbiseler giyerek insanlar arasında hakir yürürlerdi. El ve dillerini dünyadan çekmişlerdi. Şerîatın emrini yerine getirirlerdi. Dinlerinin yoluna gidip dünyayı unuttular. Hevâ ve heveslerini terk ettiler. Kendileri için yaşamayı bıraktılar. Allah Resûlü (s.a.v.)’in sevgisiyle gönüllerini süslediler. Tarîkat amellerini yaptılar. Hakîkat menziline ulaştılar. [2]



[1]M. Yusuf Kandehlevi, Hadislerle Müslümanlık, c.3 s.1076

[2] Mustafa Darir, Siyer-i Nebî (s.a.v.)  1.c. 710.s.